<?xml version="1.0" encoding="windows-1254" ?>

<rss version="2.0">
<methodCall>
  <methodName>weblogUpdates.ping</methodName>
  <params>
    <param>
      <value>Şair Hasan Akçay Resmi İnternet Sitesi</value>
    </param>
    <param>
      <value>http://www.hasanakcay.com/</value>
    </param>
  </params>
</methodCall>
<channel>

<title>Şair Hasan Akçay Resmi İnternet Sitesi - Son 5 Eklenen</title>
<link>http://www.hasanakcay.com</link>
<description>HasanAkcay</description>
<language>tr</language>



<item>
<title>Beni Konya'ya Gömün</title>
<link>http://www.hasanakcay.com/habergoster.asp?haberid=56</link>
<description>[img]http://resimler.haberler.com/haber/293/beni-konya-ya-gomun_o.jpg[/img]
[j]Mevlana hayranı olan ve Müslüman olduktan sonra Konya'ya gömülmek istediğini vasiyet eden Fransız Profesör Eva De Vitray Meyerovitch'in mezarının Şeb-i Arus törenlerine kadar Konya'ya taşınacağı bildirildi.

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, yaptığı yazılı açıklamada, 1998 yılında Konya'da katıldığı bir konferansta, “Beni öldükten sonra Konya'da Mevlana'nın gölgesine defnedin” diyen Meyerovitch'in vasiyetinin gerçekleştirileceğini belirtti.

Meyerovitch'in, Konya ile manevi bağ kurmuş Batılı bir bilim kadını olduğunu ifade eden Akyürek açıklamasında, Meyerovitch'in mezarının 17 Aralık'ta Konya'ya getirilip Üçler Mezarlığı'na defnedileceğini bildirdi.

Başkan Akyürek, Meyerovitch'in Mevlana ile ilgili çok sayıda eser yazdığını ve Konya ile derin bağlar kurduğunu vurgulayarak, açıklamasında şunlara yer verdi:

“Meyerovitch, Konya'da birkaç kez konferanslara katılmış ve vefatı durumunda Konya'da Mevlana'nın yakınına gömülmek istediğini vasiyet etmiş. Ama vefatından sonra çeşitli nedenlerle bu gerçekleşmemiş. Belediye olarak üniversitedeki hocalarımızla birlikte Meyerovitch'in Paris'teki ailesi ile temas kurduk. Oğlu da Meyerovitch'in mezarının Konya'ya taşınmasını kabul etti. Her iki ülkenin Dışişleri Bakanlıkları ile vasiyetin yerine getirilmesi ve bayan Meyerovitch'in Mevlana çevresine gömülmesi için belli bir noktaya geldik. Şeb-i Arus törenlerine kadar bunu gerçekleştirmek istiyoruz.”

“MEZARIN NAKLİ, Mevlana'NIN ÜLKELER ÜSTÜ MESAJININ SOMUT ESERİ OLACAK”

Meyerovitch'in mezarının Konya'da defnedilmesinin farklı bir manaya da hizmet edeceğine dikkat çeken Akyürek, Meyerovitch'in mezarının Konya'ya taşınmasının, Mevlana'nın ülkeler üstü mesajının da somut eseri olacağını belirtti.

Açıklamada, Fransız aristokrat ailesinden gelen 1909 doğumlu Meyerovitch'in, hukuk ve felsefe eğitim aldıktan sonra çalışmalarını edebiyat, felsefe ve tasavvuf konuları üzerinde yoğunlaştırdığı, dünyanın birçok ülkesindeki üniversitelerde dersler ve konferanslar verdiği kaydedildi.

Fransa'nın dünya çapında önemli bilim ve araştırma kurumu “İlmi Araştırmalar Merkezi”'nin yöneticilerinden Prof. Dr. Eva de Vitray Meyerovitch (1909-1999) Mevlana çevrileri ve hakkında yazdığı eserlerle tanınıyor. Mesnevi'nin tamamını Fransızcaya çeviren Meyerovitch, sonradan “Havva” ismini alarak Müslüman oldu. [/j]</description>
</item>
  
<item>
<title>Mevlana'nın rubailerini 22 yılda İngilizceye çevirdiler </title>
<link>http://www.hasanakcay.com/habergoster.asp?haberid=54</link>
<description>[img]http://img.sabah.com.tr/im/2008/09/17/45AA8EE9A18D9F43B5665022r.jpg[/img]
Biri ABD'li psikolog diğeri Afganistan'ın eski BM Temsilcisi 2 araştırmacı, 22 yılda İngilizce'ye çevirdikleri Mevlana'nın yaklaşık 2 bini bulan tüm rubailerini şerhleriyle birlikte bir kitapta topladı.

Kitabın yazarlarından ABD'li psikolog İbrahim Gamard, 22 yıl süren çalışmanın sonunda hazırladıkları kitabı, deneme baskılarının ardından Mevlana'ya bir vefa borcu olarak Konya'ya getirdiğini, bu ziyareti aynı zamanda kendisine bir teşekkür olarak gördüğünü söyledi.

California yakınlarında yaşadığını belirten Gamard, bu ziyaretinin Konya'ya 11. gelişi olduğunu ifade etti.

Gamard, Mevlana'nın fikirleri ile ABD'nin California eyaletine gelen bir Müslüman grup vasıtasıyla 1978'de tanıştığını ve o tarihten itibaren manevi mirasını araştırmaya başladığını anlattı. Gamard, ''1978'den beri semazenim, 1984 yılında Müslüman oldum, 1999 yılında da hacca gittim, 1981 yılından beri de Farsça öğreniyorum. Amacım Mevlana'nın öğretilerinden haberdar olmak'' dedi.

''Ancak gerçek aşkım Mevlana'nın şiirlerini çalışmak'' diyen Gamard, 1985 yılında Afganistan'ın eski BM Temsilcisi Fars Edebiyatı uzmanı Prof. Dr. Rawan Farhadi ile tanıştığını, ondan kendisiyle Mevlana rubailerini İngilizceye çevirmek için yardım istediğini, ardından da rubaileri İngilizceye çevirmeye başladıklarını ifade etti.

''MEVLANA'NIN ŞİİRLERİ DAHA ÖNCE DEĞİŞTİRİLEREK ÇEVRİLMİŞ''

Gamard, 22 yılda Mevlana'nın bugün bilinen yaklaşık 2 bin rubaisini İngilizceye çevirdiklerini dile getirerek, şunları kaydetti:

''Son olarak da bu rubaileri bir kitapta toplama ve okuyuculara sunma ihtiyacı hissettik. Çünkü Mevlana'nın rubaileri, bilim adamları tarafından orijinal halleriyle İngilizceye çevrilmemişti. Mevlana'nın rubaileri ABD'de pek çok şair tarafından değiştirilerek, içindeki 'namaz, secde, rüku ve Allah' gibi bölümleri çıkarılarak yayımlandı. İslam'a ABD'de biraz şüpheyle bakıldığı için, Mevlana ile ilgili yazılan kitaplarda, Mevlana'nın din ile ilgili sözleri değiştiriliyor. Biz de rubaileri orijinal halleriyle bir kitapta toplayarak, Mevlana'nın doğru anlaşılmasını sağlayamaya çalıştık. Henüz sadece örnek baskıları yapılan bu kitabın piyasaya sürüldükten sonra, özellikle ABD'de Mevlana'nın daha doğru anlaşılmasında yararlı olacağına inanıyoruz.''

''MEVLANA'YI MÜSLÜMAN'DAN ZİYADE DÜŞÜNÜR OLARAK GÖRÜYORLAR''

Okurların bu kitapta, İngilizce çevirisinin yanında Mevlana'nın tüm rubailerini orijinal Farsça metinleri ve şerhleriyle birlikte bulabileceklerini belirterek, ''bu kitabı yazmamdaki temel amacım Mevlana'nın Hz. Muhammed'e övgü dolu sözlerini, aşkını ve bağlılığını göstermekti, çünkü, ABD'de Mevlana'yı bir Müslüman'dan ziyade bir düşünür gibi görme eğilimindeler. Bu yüzden daha önce yazdığım kitaba İslam ve Mevlana ismini verdim. Çünkü Mevlana'nın Hazreti Muhammed'in gerçek bir takipçisi olduğunu göstermek istedim'' diye konuştu.

Selçuk Üniversitesi Mevlana Araştırma Merkezi (SÜMAM) Müdürü Yrd. Doç. Dr. Nuri Şimşekler, Mevlana Müzesini ziyaret eden İbrahim Gamard'a, Mevlana konusunda yaptığı araştırmalar ve Mevlana'nın doğru anlaşılması için gösterdiği gayret nedeniyle bir teşekkür plaketi verdi.

Şimşekler, Gamard ve Farhadi'nin 22 yılda tamamladığı ''Mevlana'nın Rubaileri-The Quatrains of Rumi'' adlı kitabı çok önemsediklerini belirterek, şöyle konuştu:

''Amerika'da bugün en çok satan şiirler Mevlana şiirleridir. Amerika'da ve diğer bazı batı ülkelerinde Mevlana İslam'dan tamamen kopuk, dinler üstü bir insan olarak gösterilmeye çalışılıyor. Bu nedenle bu kitabı Mevlana'nın doğru tanıtımı açısından büyük bir adım olarak görüyoruz. Ayrıca SÜMAM olarak yurt dışındaki Mevlana araştırmacılarını periyodik olarak Konya'da toplamayı ve burada atölye çalışması yapmayı arzu ediyoruz, ancak bütçemiz yeterli olmadığı için bu projemizi şu ana kadar hayata geçiremedik.

Mevlana sadece semadan ve musikiden ibaret değildir. Mevlana'nın o koskoca düşünce okyanusunda keşfedilmeyi bekleyen çok güzellikler, değerler var.''</description>
</item>
  
<item>
<title>Türk-Bulgar Edebiyatı Buluşması</title>
<link>http://www.hasanakcay.com/habergoster.asp?haberid=53</link>
<description>[img=left]http://www.tyb.org.tr/haberresim/ktur1128b15841276f150by.jpg[/img][j]Türkiye Yazarlar Birliği ve Bulgar Yazarlar Birliği iki ülkenin edebiyatını birbirine tanıtacak bir projeyi hayata geçiriyor. Proje kapsamında iki ülkenin edebiyatının tanıtılacağı bir antoloji hazırlanacak. 


Sınır komşumuz Bulgaristan'la Türkiye arasında edebiyat köprüleri kuruluyor. Türkiye Yazarlar Birliği ve Bulgar Yazarlar Birliği el ele vererek iki ülkenin edebiyatının birbirine tanıtılacağı bir projeyi hayata geçiriyor. T.C. Burgaz Başkonsolosluğu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin desteğiyle başlatılan proje kapsamında Türk ve Bulgar şairleri antolojisi hazırlanacak ve Nisan ayında her iki ülkede yayınlanacak. Projenin ikinci ayağını ise Türk ve Bulgar yazarların eserlerinin karşılıklı olarak çevrilmesi oluşturacak. Türkiye Yazarlar Birliği Onursal Başkanı D. Mehmed Doğan, iki ülkenin entellektüel birikiminin yansıtılması açısından projenin büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor. Bulgaristan Yazarlar Birliği Nikolay Petev de birçok ortak yönü olan iki halkın birbirini yeterince tanımadığını ifade ediyor: ' Bulgar ve Türk halkının problemleri ortaktır. Bu açıdan politikanın yapamadığını edebiyat yapmalıdır. Projenin iki ülke arasındaki bilgi eksikliğini gidereceğine inanıyorum.' Ocak ayında Sofya'da her ülkenin yazarları tekrar bir araya gelecek.
 
Kaynak : Yeni Şafak/Kültür Sanat[/j]</description>
</item>
  
<item>
<title>İstanbul'un Edebî Haritası</title>
<link>http://www.hasanakcay.com/habergoster.asp?haberid=52</link>
<description>[img=left]http://www.40ikindi.com/icerik/images/2008-07-15_00-20-09.jpg[/img][j]Roma, Bizans ve Osmanlı medeniyetine ev sahipliği yapan İstanbul, güzelliği, kültürü ve tarihi dokusuyla sadece Türkiye'nin değil tüm dünyanın gözbebeği. Bu gerçeğin bilincinde olan Avrupa Birliği, 2006 yılında İstanbul'u 2010 Avrupa Kültür Başkenti ilan etti.

Roma, Bizans ve Osmanlı medeniyetine ev sahipliği yapan İstanbul, güzelliği, kültürü ve tarihi dokusuyla sadece Türkiye'nin değil tüm dünyanın gözbebeği. Bu gerçeğin bilincinde olan Avrupa Birliği, 2006 yılında İstanbul'u 2010 Avrupa Kültür Başkenti ilan etti. Bu unvanla taçlanan İstanbul'u 2010 yılına hazırlamak için hükümet, sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetim kolları sıvadı. Avrupa Kültür Başkentliği İstanbul'un özellikle son 50 yıl içerisinde göç ve sanayileşme sonucunda bozulmaya yüz tutumuş tarihi dokusunun toparlanması ve yeniden kazanılması için büyük önem taşıyor.

Avrupa'ya Katkısı Büyük

Ulaşım problemi, kültür ve sanat altyapısının oluşturulması, varolan mekânların onarımı, yeni mekânların yapımı ve daha birçok sorun çözüm bekliyor. Bu noktada koordineli bir çalışma yürütmek adına 2007 yılında, 2010 Avrupa Kültür Başkenti hakkındaki kanun meclisten geçti ve 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı kuruldu. Mart ayından itibaren çalışmalarına başlayan İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı, İstanbul'un her yönden yapılandırılması için projeleri tek tek hayata geçiriyor. Çalışmaları büyük bir özveri ile yürüten İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı'nın Genel Sekreteri Eyüp Özgüç, Avrupa kültürü ruhunu taşıyan kentlere verilen bu unvanın İstanbul için çok büyük bir avantaj olduğunu ifade ediyor. Özgüç, beklentilerin Avrupa Kültürüne yapılan katkılar çerçevesinde olmasının İstanbul için bir fırsat olduğunu söylüyor. &quot;İstanbul kültür bakımından Avrupa'ya katkıda bulunmuş, o kültürü etkilemiş ve o kültürden de etkilenmiş bir kent. 600 yıldır devam eden Avrupalılaşma süreci var ve karşılıklı kültürel bir diyalog söz konusu.&quot; diyen Özgüç, çalışmalarının kentsel uygulamalar, kültür ve sanat, turizm ve tanıtım olarak üç ana eksende yürütüldüğünün altını çiziyor. Kentsel uygulamalar ayağında, kentte yaşam kalitesini yükseltecek, kültür ve sanat etkinliklerine mekan oluşturacak, aynı zamanda kültür ve tarih varlıklarını yeniden günışığına çıkaracak mimari ve restorasyon çalışmaları var. Kültürel alanda ise edebiyatla ilgili çalışmalar dikkat çekiyor. Bunlardan biri de edebiyatçıların oturdukları sokakların tespiti. Bu yolla edebiyat haritası çıkarılacak. &quot;İstanbul 2010 aynı zamanda başlangıç noktası&quot; diyen Özgüç, hedeflerinin, İstanbul halkını, içinde yaşamaktan gurur duyduğu bir kente kavuşturmak olduğunu vurguluyor.

Marka Kent İstanbul

Ajans, kentsel uygulamaların dışında İstanbul'u bir Avrupa kenti havasını getirecek olan kültür etkinlikleri için ciddi çalışmalar yapıyor. Görsel sanatlar, müzik, opera, gösteri ve sahne sanatları, edebiyat ve sinema alanlarında bir dizi etkinlik hayata geçecek. &quot;Çalışmalarımız ile ülke çapında 'sürdürülebilir kültürel dönüşüm' başlatmayı ve İstanbul'un benzersiz bir kent olduğunu kanıtlamayı hedefliyoruz&quot; diyen Özgüç, bu süreçlerin İstanbul'u bir marka kent haline getireceğini, çalışmaların Türkiye'yi turizm geliri bakımından da hak ettiği noktaya ulaştıracağını ifade ediyor.

Yedi Tepe Romanı Yarışması

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Yürütme Kurulu Üyesi ve Edebiyat Yönetmeni Prof.Dr. İskender Pala da edebiyat ile ilgili bir çok proje hazırladıklarını söylüyor: Edebiyat projelerinin bir kısmına başladık. Bu çerçevede İstanbul konulu uluslararası bir roman yarışması yapılacak. İstanbullu ve hayatının kırk yılını İstanbul'da geçirmiş kırk edebiyatçının içinde bulundukları semtleri ve kendi yaşam öyküleri kitap haline getirilecek. İstanbul'un edebiyat haritası da önemli çalışmalardan biri olacak. Hangi edebiyatçı hangi sokakta, apartmanda oturmuş bunlar tespit edilecek. Bu semtlere o edebiyatçıların ismi verilecek, bazı edebiyatçıların yaşadığı semtlere büstü dikilecek ve böylece İstanbul'un edebiyat haritası ortaya çıkacak. Bunun dışında üniversite ve liseler arasında İstanbul konulu hikâye, deneme, anı ve makale yarışması düzenlenecek ve daha birçok proje hayata geçecek. İstanbul 2010 yılında edebiyat alanında önemli bir noktaya taşınmış olacak.

(Yeni Şafak) [/j]</description>
</item>
  
<item>
<title>Kafka Bulmacası Çözülüyor mu?</title>
<link>http://www.hasanakcay.com/habergoster.asp?haberid=51</link>
<description>[img=left]http://www.40ikindi.com/icerik/images/2008-07-15_00-25-01.jpg[/img][j]Kafka'nın yayın haklarının varisi olan Max Brod'un sekreteri Esther Hoffe'nin 101 yaşında ölümünden sonra evinde bulunan metinlerin ne derece okunabilir olduğu henüz açıklanmadı.

Kafka'nın yayın haklarının varisi olan Max Brod'un sekreteri Esther Hoffe'nin 101 yaşında ölümünden sonra evinde bulunan metinlerin ne derece okunabilir olduğu henüz açıklanmadı. Hoffe'nin kötü yaşam şartlarının da etkisiyle kağıtların dağılmaya yüz tuttuğu bildiriliyor. Kırk yıldır gözlerden uzak tutulan belgeler arasında yazara ait mektuplar, yazı taslakları ve kişisel eşyalar bulunuyor.

Bilindiği gibi, Franz Kafka 1924'teki ölümünden once bütün yazdıklarını, yok etmesi için arkadaşı Max Brod'a vermişti. Brod, 1939 yılında Nazilerin Prag'a girmesinden önceki gece şehri terk ederken yanına aldığı iki bavulda Kafka'nın eserleri vardı. Yazara 'ihanet' ederek ondan geriye kalan metinleri yayımladı ve Kafka'nın, eserlerinin yakılmasını istediği iddiasını asla kabul etmedi. Max Brod'un 1968'deki ölümünün ardından elindeki 'edebiyat mirası' sekreter Esther Hoffe'ye geçti. Hoffe ölümüne dek, Brod'un aksine, elindeki metinleri paylaşmayı inatla reddetmişti.

Dünya edebiyat çevreleri ve Kafka uzmanları şimdi Tel Aviv'den gelecek haberleri bekliyor. BBC, uzmanların içinde bulunduğu durumu &quot;Kafka'nın kahramanları gibi kaygılı ve kuşkulu&quot; olarak tanımlarken, İngiliz Guardian gazetesi &quot;84 yıldır süren Kafka adlı edebiyat bulmacasının&quot; çözülebileceğini, &quot;Kafkaesk kabusun&quot; bu kez sona erebileceğini yazdı. Kafka'nın bazı eserlerini yarım bırakmış olması, bu taslakları daha değerli hale getiriyor. Doğumunun 125. Yılında Kafka bulmacasının çözülüp çözülemeyeceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz.

(Zaman)[/j]
</description>
</item>
  
<item>
<title>Bir Öğretmeni Anla(t)mak...</title>
<link>http://www.hasanakcay.com/makalegoster.asp?id=12</link>
<description>Bir Öğretmeni Anla(t)mak...</description>
</item>
  
<item>
<title>Şiirsizliğimizdir Sevgisizliğimiz</title>
<link>http://www.hasanakcay.com/makalegoster.asp?id=11</link>
<description>Şiirsizliğimizdir Sevgisizliğimiz</description>
</item>
  
<item>
<title>Milletimizi Şiire Küstürenler</title>
<link>http://www.hasanakcay.com/makalegoster.asp?id=10</link>
<description>Milletimizi Şiire Küstürenler</description>
</item>
  
<item>
<title>Yunus'un Gül ve Gönül Bahçesi</title>
<link>http://www.hasanakcay.com/makalegoster.asp?id=9</link>
<description>Yunus'un Gül ve Gönül Bahçesi</description>
</item>
  
<item>
<title>Sonsuza Açılan Kapı</title>
<link>http://www.hasanakcay.com/makalegoster.asp?id=8</link>
<description>Sonsuza Açılan Kapı</description>
</item>
  

</channel>
</rss>

